Albaya Mektup Yok

İlk olarak “Yüzyıllık Yalnızlık” sonrasında “Kırmızı Pazartesi” kitaplarıyla kalemine aşık olduğum 1 Nisan 2014 yılında öldüğünü bir taksi radyosundan öğrendiğim muhteşem yazar Gabriel Garcia Marquez.

Kırmızı pazartesi benim en etkilendiğim kitaplardan biridir. Sonunu bildiğim bir öykünün anlatımı daha heyecanlı olamazdı.  Bu kitapta da o etkiyi bekledim ama çok farklıydı.

Albay yıllarca devletine üst düzey hizmetler vermiş ve emekli olmuştur. Yoksulluk ve yaşlılıkla mücadele ederken her cuma gelen posta gemisini bekler.

Bu kitabı okurken albaya mektup gelmemesinin hüznünü hissettim.

Altını Cizdiklerim

  • Hayat şimdiye dek icat edilen en güzel şey. 

Temmuz 2017 – 8

 

 

Satranç

Stefan Zweig kitaplarına bayılıyorum. Bu kısacık kitapları bir solukta okuyup bitirdiğinizde, okuyucuya derin bir anlam bırakıyor.

DR B. Hitler yönetimi tarafında alı konur. Bu sıradan bir hapis değildir. Penceresi beyaz bir duvara bakan, sadece bir yataktan oluşan düzgün bir otel odasına konan B. hiç kimseyle tek kelime konuşmadan günler geçirir.

Kitabı okurken bu sahnenin hayali beni çok rahatsız etti. Uğraşacak hiçbir şeyin, okuyacak hiçbir kitabın olmadan günler nasıl geçer ? DR B. için günler gittikçe zorlaşıyor. Her gün bir öncekinden daha sıkıcı daha buhranlı oluyor.

Bir gün sorgu için götürüldüğü odada bir kitap bulur. Konusu hiç önemli değildir B için. Bu kitabı gizliden alır. Bir satranç kitabıdır.

Bu kitap B’nin hem kurtuluşu hemde cezası olur…

Altını Cizdiklerim 

  • Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. 
  • …yararsız ve kullanılmayan zaman.

Mart 2017 – 7

satranç arka kapak

 

İlginç Rüyalar 4

Hayatımda ilk defa bu kadar gerçek bir rüya gördüm.

İlk defa uyandığımda gerçekte olmadığına şaşırdım. “Gerçek değil rüyaymış” diyerek uyandım.

Rüyamda;

Yıllardır kardeşimden bile yakın olduğum 12 yıllık arkadaşımın bambaşka bir hayatı olduğunu öğrendim. Babalarının kim olduğu konusunda hiçte emin olmadığı 2 küçük çocuğu olduğunu öğreniyorum.

Çocuklar bakım evi gibi bir yerde kalıyor. Neden bilmiyorum beraberce bu bakım evine gidiyoruz. Yanına biri bebek olmak üzere 2 çocuk geliyor. Kendi çocukları olduğunu söylüyor. Babalarını soruyorum emin değilim diyor.  Özellikle de hamileliğini ve doğumunu benden nasıl sakladığına şaşırıyorum. “Biz her ay görüşüyorduk nasıl saklayabildi” diyorum.

Angelina jolie filmlerinde ki gibi bambaşka bir hayatı olduğunu öğreniyorum. Büyük bir şaşkınlıkla uyandım. Uyandığımda gerçek olmadığını farkedince bir daha şaşırdım.

Bu rüyayı gördüğümde 31.7.17 di yaklaşık 10 gündür hiç rüya görmüyorum, üzülüyorum.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan  şaşkınlık ve gizem dolu bir rüyaydı. Vermek istediği mesajı anlayamadım.

 

Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2

Tv+da dikkatimi ceken John Madden filmi. John’nun daha once hic bi filmini izlememisim ama bu efsane tadinda. 

Harika bir komedi filmi. Komedi derken yasanan guzelliklerle insana tebessumler hediye eden bir film. 

Filmin 1. Sini izlemeden ve hatta 1.si oldugunu bilmeden 2.yi izledim. Konusu bir gurup yasli Amerikali’nin Hindistan’a yerlesip o otelde ki, Hindistan’da ki yasamlarini anlatiyor. Yaptigim arastirmalar sonucu 1. de Hindistana ilk gidislerini anlatmakta. 

Filmde sasirtici seyler oluyor. Mesela ust satin alma yoneticisi olarak is teklifi alan bir leydi; 

Filmin en guzel yani bence deneyimlerden alinan guzel tavsiyeler. Mesela” 
“Son diye bir sey yoktur. Hikayelerden alinan tavsiyeler vardir. Artik hikaye senin. 

Hakim olmaya calismayin. Rahat birakin. Eglence o zaman baslar. Cunku vakit kadar degerli bir hediye yoktur. “

Kesinlikle izlemesi tavsiye edilir. 

Tabi kii danssiz bir hint filmi dusunulemez 🙂

Temmiz 2017 – 7

İlginç Rüyalar 3

Bu seferki rüyam daha kısa daha sakin daha az insanlı…

En korktuğum şeylerden biri zincirleme bir kazanın bir halkası olmaktır. Rüyamda zincirleme kazanın son halkası oluyorum. Tamamen öndekinin hatası yüzünden önümde ki arabaya çarpıyorum. Sinirle arabadan inip çarptığım arabanın kapısını açıyorum, 17 yaşlarında masum bir kız yeni araba öğreniyor belli. Kız mahcup bana bakıyor. Kızamıyorum. O kadar masum ve çaresiz ki kızamıyorum kızcağıza.

Sonra

Nereden geldiğini anlamıyorum ama psikologum çıkıyor ortaya. Onun evindeyiz. Bahçeli 2 katlı güzel bir ev. Başkaları da var yanımızda. Ayak üstü bir şeyler içip sohbet ediyoruz. Psikologum geliyor dostane sarılıyor. Beni teselli ediyor üzülme hallederiz aman boş ver şeklinde olayı önemsizleştiren konuşmalar geçiyor. Kendi kendime içimden geçiyor “bu adam seanslarda bu kadar yakın değil demek ki seans olduğu için göstermiyormuş ilgisini” diye düşünüyorum.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan merhamet dolu bir rüyaydı.

Bence kızamadığım kız benim. Ne olursa olsun içimde ki sevilmeyi bekleyen kızı haklı buluyor ve kızamıyorum. Psikologumdan gördüğüm ve şaşırdığım ilgi de daha fazla ilgi beklemem. Sıcak bir sarılmayla karşılaştığım şaşırma, buna ne kadar da alışık olmadığımın göstergesi. 

 

İlginç Rüyalar 2

Bilim insanlarının yıllar süren analizleri sonucunda buldukları sonuç bir rüyanın yirmi saniyeyi geçmeyecek kadar kısa sürdüğüdür. Anlamadığım 20 saniye süren bir rüyada nasıl bu kadar olay yaşıyoruz, o kadar macera sadece 20 saniyede mi yaşanması çok şaşırtıcı.

İnception filmi gibi bir rüyaydı.

Rüyamda disko gibi bir yerdeyiz. Ortadaki yuvarlak pistin etrafında oturulacak geniş koltuklar var. Yanımda sevgilim ve yakın arkadaşımın kız kardeşleri var. Sohbet ediyorum hem sevgilimle ilgileniyorum hemde kızlarla. Mutluyuz. Yüzümüzde tatlı bir tebessüm var, mutlu bir ortam. Sevgilim oturduğumuz koltuğa uzanıyor bende onun yanına sarılıyor ve pisti izlemeye öyle uzanmış sarılmış ve mutlu devam ediyorum.

Sonra Birden…

Yemyesil, belime kadar gelen ekinlerin içindeyim. Ufka kadar yeşil bir ekin tarlasının için de huzur bulmuşum, mutluyum. Biraz ilerde sevgilim duruyor. Yanıma çağırıyorum gelsene diyorum gülümsüyoruz, mutluyuz.

Sonra Birden…

Belediye otobüsüne biniyorum hızla, sanki bir yere yetişmeye çalışır gibi… Elimi çantamı atıyorum, içinden altın bir kolye çıkıyor. Kolyenin ucunda renkli taşlar var. Hareket ettirince bir gülen yüz çıkıyor sonra gökkuşağı. Şaşırıyorum bu benim değil, çantama nasıl girdiğini anlamaya çalışıyorum. Belki kızlarındır diye düşünüyorum sonradan aklıma sevgilimin koyabileceği ihtimali geliyor.

Sonra Birden…

Bir hastaneye giriyorum. Hastanenin 2. katına çıkmam lazım ama büyük bir duvar var. Duvarın önüne büyük bir açılan ayaklı merdiven koymuşlar. O merdivenlerden hep çok korkarım sanki her an düşücekmişim gibi gelir. Rüyamda da korkuyorum. Merdivenin ortasında kalıyorum. Birilerinin gelip bana yardım etmesini bekliyorum. Kolidordan insanlar geçiyor ama beni görmüyor…

Uyanıyorum.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan inception gibi bol katmanlı bir rüyaydı.

Sevgilimle beraber mutlu huzurlu anlar yaşamak güzel ama o sonunda ki duvar ve benim merdivenin ortasında kalmam düşündürücü. Elbet biri gelip beni görüp kurtaracaktır. Hastane sonuçta gele geçen çok olur 😉

Not1: “Kaç saat gördün bu rüyayı ?”  bence bu rüya 20 saniyeden fazladır 🙂

Not2: inception filmini izlemediyseniz kesin ama kesin izleyin. Benim önerim sakin bir kafayla dikkatle izleyin.

İlginç Rüyalar 1

Bugünlerde birbirinden ilginç rüyalar görüyorum. Bunları yazarak hem ölümsüzleştirmek hemde bir seri oluşturmak istiyorum. Serimizin ilk rüyası;

Atölye gibi bir yerdeyim. Kargo kutuları hazırlıyorum. Kahverengi kağıtlara sarıp, sicim iplerle kurdela yapıyorum. İşime konsantre olmuş büyük bir ciddiyetle paketliyorum. Paketlediklerim benim üzüntülerimmiş. Üzüntülerimi ebay’de satışa çıkarmışım.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan şaşırtan bir rüyaydı.

Neden ebay ? Gittigidiyor hepsiburada değilde ebay olmasına çok şaşırdım. Üzüntülerimi yollamama çok sevindim. Demek ki artık üzüntüleri yolladığıma göre güzel şeyler olacak 😉 

Charlie’nin Çikolata Fabrikası

Turkcell’in TV+uygulamasında gezerken tesadüfen denk geldiğim, uzun zamandır da merak ettiğim bir filmdi. Daha çok ismi ve afişi ilgimi çekiyordu. Ne konusuna nede türüne bakmadan izlemeye başladım. Meğerse Çocuk filmiymiş 🙂 Kaliteli bir çocuk filmi ama…

Ama yinede izlenesi. Charlie’nin çikolata fabrikası bir harika. Sırf bu tasarımı görmek için bile izlenir. 😉

Haziran 2017-6

 

Fi

Bu sezona damgasını vuran Fi dizisini ve kitabından bahsedelim biraz.

Geçen yıl yazın Fİ Pİ Çİ olarak mutlaka kitapcılarda görmüşünüzdür.  Fi den okumaya başlayan bazı insanlar hikayeyi merakla takip edip serinin diğer kitaplarını okudu, bazılarısa Fi de bıraktı. Bazı okuyuculara göre harika bir hikaye, bazılarına göre de pornografik bir saçmalık.

Fi tv dizisi değilde İnternet dizisi olarak  farklı bir formatta yayınlandı. Bence internette yayınlanması karakterleri daha inandırıcı yapmış. Süre doldurmak için uzun ve saçma bakışmalar yok, RTÜK kısıtlamaları da olmadığı için, sigara içen, içkili ortamların bol bol olduğu ve kitabın erotik yorumlarını destekler nitelikte sevişme sahneleri var.  Sahneler, olay kurgusu, oyuncular, mekanlar, çekimler…. Bence hayranlıkla izlediğimiz yabancı diziler kadar kaliteli, belki de daha iyi.

20170513_183853-e1499545508635.jpg

Ben ilk önce diziyi izleyip sonra meraktan kitabını okudum.

Altını Cizdiklerim

  • Ben ne olduğumu biliyorum, ne kadar olabileceğimi merak ediyorum.
  • Siz neyi hissetmeye kara verirseniz, onu deneyimlersiniz. Evren içinizde var olan tüm isteklere cevap vermek için dizayn edildi. Olayları akışına bırakmayın, sadece isteyin ma neyi istediğinize dikkat edin çünkü yeterince isterseniz… mutlaka sizin olur!
  • Kendinizi seçin! Kendiniz olun! Ne pahasına olursa olsun.
  • Bazen bulmak için önce kaybetmek gerekir.

Diziye hayran kaldım kitabın hikayesi güzel ama edebi açıdan bir şey beklememek lazım. Bana tam bir pazarlama harikası gibi geldi. 263 baskı yapacak aylarca çok satanlardan inmeyecek bir kitap değil bence.

Bence diziyi izleyin kitabı okumak biraz vakit kaybi 🙂

İyi seyiler

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑