İlginç Rüyalar 4

Hayatımda ilk defa bu kadar gerçek bir rüya gördüm.

İlk defa uyandığımda gerçekte olmadığına şaşırdım. “Gerçek değil rüyaymış” diyerek uyandım.

Rüyamda;

Yıllardır kardeşimden bile yakın olduğum 12 yıllık arkadaşımın bambaşka bir hayatı olduğunu öğrendim. Babalarının kim olduğu konusunda hiçte emin olmadığı 2 küçük çocuğu olduğunu öğreniyorum.

Çocuklar bakım evi gibi bir yerde kalıyor. Neden bilmiyorum beraberce bu bakım evine gidiyoruz. Yanına biri bebek olmak üzere 2 çocuk geliyor. Kendi çocukları olduğunu söylüyor. Babalarını soruyorum emin değilim diyor.  Özellikle de hamileliğini ve doğumunu benden nasıl sakladığına şaşırıyorum. “Biz her ay görüşüyorduk nasıl saklayabildi” diyorum.

Angelina jolie filmlerinde ki gibi bambaşka bir hayatı olduğunu öğreniyorum. Büyük bir şaşkınlıkla uyandım. Uyandığımda gerçek olmadığını farkedince bir daha şaşırdım.

Bu rüyayı gördüğümde 31.7.17 di yaklaşık 10 gündür hiç rüya görmüyorum, üzülüyorum.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan  şaşkınlık ve gizem dolu bir rüyaydı. Vermek istediği mesajı anlayamadım.

 

Advertisements

İlginç Rüyalar 2

Bilim insanlarının yıllar süren analizleri sonucunda buldukları sonuç bir rüyanın yirmi saniyeyi geçmeyecek kadar kısa sürdüğüdür. Anlamadığım 20 saniye süren bir rüyada nasıl bu kadar olay yaşıyoruz, o kadar macera sadece 20 saniyede mi yaşanması çok şaşırtıcı.

İnception filmi gibi bir rüyaydı.

Rüyamda disko gibi bir yerdeyiz. Ortadaki yuvarlak pistin etrafında oturulacak geniş koltuklar var. Yanımda sevgilim ve yakın arkadaşımın kız kardeşleri var. Sohbet ediyorum hem sevgilimle ilgileniyorum hemde kızlarla. Mutluyuz. Yüzümüzde tatlı bir tebessüm var, mutlu bir ortam. Sevgilim oturduğumuz koltuğa uzanıyor bende onun yanına sarılıyor ve pisti izlemeye öyle uzanmış sarılmış ve mutlu devam ediyorum.

Sonra Birden…

Yemyesil, belime kadar gelen ekinlerin içindeyim. Ufka kadar yeşil bir ekin tarlasının için de huzur bulmuşum, mutluyum. Biraz ilerde sevgilim duruyor. Yanıma çağırıyorum gelsene diyorum gülümsüyoruz, mutluyuz.

Sonra Birden…

Belediye otobüsüne biniyorum hızla, sanki bir yere yetişmeye çalışır gibi… Elimi çantamı atıyorum, içinden altın bir kolye çıkıyor. Kolyenin ucunda renkli taşlar var. Hareket ettirince bir gülen yüz çıkıyor sonra gökkuşağı. Şaşırıyorum bu benim değil, çantama nasıl girdiğini anlamaya çalışıyorum. Belki kızlarındır diye düşünüyorum sonradan aklıma sevgilimin koyabileceği ihtimali geliyor.

Sonra Birden…

Bir hastaneye giriyorum. Hastanenin 2. katına çıkmam lazım ama büyük bir duvar var. Duvarın önüne büyük bir açılan ayaklı merdiven koymuşlar. O merdivenlerden hep çok korkarım sanki her an düşücekmişim gibi gelir. Rüyamda da korkuyorum. Merdivenin ortasında kalıyorum. Birilerinin gelip bana yardım etmesini bekliyorum. Kolidordan insanlar geçiyor ama beni görmüyor…

Uyanıyorum.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan inception gibi bol katmanlı bir rüyaydı.

Sevgilimle beraber mutlu huzurlu anlar yaşamak güzel ama o sonunda ki duvar ve benim merdivenin ortasında kalmam düşündürücü. Elbet biri gelip beni görüp kurtaracaktır. Hastane sonuçta gele geçen çok olur 😉

Not1: “Kaç saat gördün bu rüyayı ?”  bence bu rüya 20 saniyeden fazladır 🙂

Not2: inception filmini izlemediyseniz kesin ama kesin izleyin. Benim önerim sakin bir kafayla dikkatle izleyin.

İlginç Rüyalar 1

Bugünlerde birbirinden ilginç rüyalar görüyorum. Bunları yazarak hem ölümsüzleştirmek hemde bir seri oluşturmak istiyorum. Serimizin ilk rüyası;

Atölye gibi bir yerdeyim. Kargo kutuları hazırlıyorum. Kahverengi kağıtlara sarıp, sicim iplerle kurdela yapıyorum. İşime konsantre olmuş büyük bir ciddiyetle paketliyorum. Paketlediklerim benim üzüntülerimmiş. Üzüntülerimi ebay’de satışa çıkarmışım.

Bu sefer Hilalin çekmecesinden çıkan şaşırtan bir rüyaydı.

Neden ebay ? Gittigidiyor hepsiburada değilde ebay olmasına çok şaşırdım. Üzüntülerimi yollamama çok sevindim. Demek ki artık üzüntüleri yolladığıma göre güzel şeyler olacak 😉 

Anlam

“İnsan anlam bulmadan yaşayamaz.”

Kendi hayatimi gözlemliyorum ve her şeye bir anlam yükledigimi görüyorum. Anlam yüklediğim nesnelerin -küçüğünden  büyüğüne- arasında dağlar kadar fark var. Bir çok eşyama saçma bir bağlılığım var.

Mesela eğer ben bir kazağımı çok sevip ona bir anlam yüklediysem, kazağı yıllarca giyiyorum artik evde bile giyilmez derken ben o kazakla her yere giderim. Bu anlamlar ne peki ? Bazen bir hediye, bazen onemli bir gunde uzerimde olmasi, bazen benim icin önemli biriyle bulustugimda üzerimde olmasi yada mutlu bir animda yanimda olmasi… çesitlendirerek bir cok esyam içim anlamlarini siralayabilirim.

Arabam mesela, eskidi artık sık sık butçemde beklenmeyen depremler yaratıyor. Ama cok seviyorum. Ilk onunla ogrendim araba kullanmayi, mutlu yada uzgun gunlerimde onu surerken icindeyken gulumsuyor yada agliyordum.

Sacma bir bagimlilik. Prangalar vuran bir bagimlilik.

Insan tarafi var bir de bunun. Sevgili yada yakin bir arkadas. Hayatina aliyorsun. En ozeline kadar paylasiyorsun, ozel anlar yasiyorsun. Bu “ozel”lerle o kisiye daha cok anlam katiyorsun. Uzerine cicekler atilmasi gibi; 1, 5, 10 belki 100 cicek atilinca guzel bir jest olur ama 63822 tane cicek atarsan karsindaki zarar gormeye baslar ve bende icimde ki hirsla bogulurum.

Anlam bir yük mü ? Yoksa hayatı güzelleştiren olmazsa olmaz bir şey midir ? 

Anlamsız yaşanır mı ?

Anlamlarda boğuldum. Bazen gülümseyerek bazende hırsımdan

Sevelim Sevilelim

Haziran 2017

Dua

Herkesin duası kendine özgü herkesin duası farklı. Aşkı bulmak adına yürüdüğüm bu yolda bence bazılarımız daha güzel daha içten dua ediyor. Ben bunları okudukca eksiğimi görüyorum.

Duaların unutulmaması adına buraya yazıyorum ki elimin altında olsun hep. Kim bilir belki birilerine de vesile olurum.

Dua kapısını hep çalmak dileğim…

Tarın Tufan – Bir Adam Girdi Şehre Koşarak – Son Sayfa

Rabbimiz!

Bizi evine kabul et. Dünyada sıkışmış kalbimizi merhametinle genişte ve nefesimize nefes kat. 

Ne gidecek yerimiz ar, ne de yardım isteyecek birileri, Kimsesizliğimizle, yoksulluğumuzla, çaresizliğimize, evinin önünde bekliyoruz. 

Karmakarışık bir ruhumuz var, yolunu kaybetmiş. Ruhumuzda ki düğümleri çözebilmek için yüreğimizdeki derin kırışıklıkları açabilmek için, bir namaz ferahlığı bulabilmek için evinin önündeyiz işte.

Arkamızda ve önümüzde uzayıp giden denizi aşmaktan başka çaremiz yok. Uçsuz bucaksız bu denizde bize de yol aç. 

Rabbimiz ! 

Bizi evine kabul et. 

Işıklar arasında gizlenmiş kirlerden, gözleri görmeyen şehvetlerden, içimize vesvese veren fısıltılardan, düğümleri üfleyenlerden sana sığınırız. 

Her yanımızda bir pişmanlık izi var. Her yanımızda bir utanç izi var. Pişmanlıklarımızı ve utançlarımızı kimselere göstermeden ve kimselere fark ettirmeden ayıplarımızı, senin evine geliyoruz. Bize şehrin kapılarını aç. Bize mübarek evinin kapılarını aç. 

Rabbim; Varlığımı, onurumu geleceğimi, umutlarımı, yeniden dirilt. 

Ellerimizi tut. Ellerimizde derman kalmadı. Biz bıraksa sen tut. 

Bizi kendimize bile bırakma Rabbim. 

Amin

Ramazan 2017

 

 

 

 

Nereye istersen gelirim…

Kürk mantolu madonna kitabında şöyle bir sahne yaşanır. Maria gidiyordur, merdivenin başamağında durur, yavaş bir sesle tane tane: 

“şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırsam gelirim” der ve ilave eder “Nereye çağırsan da gelirim.”

Yıllar önce üniversitenin kütüphanesinden kitabı alıp okumuştum. Altını cizip süresi dolduğunda geri vermişti. Acaba benden sonra kimler aldı ve kimle altını cizdiğin yerlere gülümsedi yada beğenmedi ? Bilemeyiz. Ama okulumda kütüphanemde bir iz bıraktığım kesin.

Kitaptan hatırladığım o sıradan adamın geçmişinde yaşadığı tutkulu aşktı. Adam bir kez böyle bir şey yaşadıktan sonra devamını aramamış. Hayatın karşısına çıkardığı bir kadınla evlenmiş çocukları olmuş. Kürk mantolu madonna tablosunda görüp aşık olduğu kadın gidince, kabullenmiş ve sıradanlaşmış. Tutkunun ve aşkın peşinden gitmemiş, yerine yenisini aramamış. Ben olsun sıradanlaşmayı kabul edemezdim. Edemiyorum. Aynı tutkuyu özlüyorum, Yine ve yeniden diliyorum

Kabullenmiş bir adam var. Kabullenmekle başlıyor her şey. Kabullendikçe değiştirebiliyorsun en değişmez dediğin durumları.  Benim anlamadığım sana ne zaman ve nereye istersen gelirim diyen bir kadını nasıl göz ardı edebilirsin be adam ?

Ne zaman istersen gelirim Nereye istersen de gelirim… Ne büyük bir vaat. Soruyorum kendime bana bu cümleyi kursaydı gider miydim ? Cevabımın ne önemi var. Ne zaman isterse geleceğimi bildiği için böyle bir soru almam ve nereye istersen gelirim kısmını geçiyorum zaten çünkü o hiç bir yere gidemez.

Neyse… Zarifoğlunun’da dediği gibi “Oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.”

Sevelim sevilelim…

Mayıs 2017

Haset

19 mayısın cumaya gelmesiyle nedeniyle bir çok tanıdığım perşembeden izin alıp 4-5 günlük tatillere gitti. Ne gezgin bir çevrem varmış arkadaş.

Sıcak Akdeniz sahillerinden tut ispanya italyaya giden arkadaşlarım var.  Deniz kenarına giden için tek bir dileğin var. Fırtına. Fırtınalar çıksın şemsiyeleri uçsum pazartesi 10 kat daha depresyona girsinler.  🙂


Bir şey fark ettim….

Haziran ve eylülde denizi daha çok seviyorum sakin bir havası oluyor.

Hoşgelsin yada Hoşçakal der gibi


Bir şey fark ettim….

Gitmek istiyorum. Ama tek başıma olmaktan, korkumdan adım atamıyorum

Hayatımda bir şeyler yanlış, istediğim gibi değil, adlandıramadığım duygularım var. Ait olduğum yer ve kişilerle değilim.

Yalnız olmaktan korkuyorum ve kendi kendimi bu korkunun içine hapsediyorum.

Psikologuma göre olduğum yerde tüm benliğimle olmadığım için hep yorgunum.

Psikologuma göre gitmek lazım. Başka bir şehre hatta ülkeye.

Gitmek istiyorum ama cesaretim yok.

Bir şeyler güzelleşsin istiyorum, sabırla bekliyorum. Bu bekleyişin adına da tevekkül koyuyorum. Ne kadar doğru ne tartışılır.


Güzel şeyler olsun artık

#aşkolsun

Blog at WordPress.com.

Up ↑